MÜSNED
Sözlükte “dayanmak, yaslanmak” anlamındaki sünûd kökünün “if‘âl” kalıbından türeyen müsned kelimesi “muttasıl bir senedle Hz. Peygamber’e ulaşan hadis” mânasına gelir. En yaygın kullanımdan başlamak üzere hadis edebiyatında müsned, “her bir sahâbînin ya da sonraki bir şahsın rivayet ettiği hadisleri sıhhat derecesine veya konularına bakılmaksızın onların adı altında bir araya getiren kitap” anlamında “ale’r-ricâl” tasnif sisteminin bir türüdür. Ayrıca bir muhaddis, fakih veya âlimin senedinde yer aldığı hadislerin o kişiye nisbetle alfabetik tertibe göre sıralanmasıyla meydana gelen kitaplara müsned denmiş, ilk telif edildiğinde içindeki hadisler senedsiz olduğu halde sonradan metinleri senedli hale getirilen eserler için de bu ad kullanılmış, bir hadis râvisinin rivayet ettiği hadislerin onun adına senedli olarak toplanmasıyla meydana getirilen eserler de bu tanıma dahil edilmiştir. Hadisleri senedleriyle birlikte ihtiva eden kitaplara müsned dendiği de görülmektedir.
İsnadında belirli bir muhaddis, fakih veya âlimin yer aldığı hadislerin ona nisbetle müsned tertibine konması daha çok itikadî veya amelî mezhep imamlarıyla ilgili çalışmalarda görülmektedir. Abdülazîz b. İshak b. Ca‘fer el-Bâğdâdî’nin düzenlediği Müsnedü’l-İmâm Zeyd (Beyrut 1966; nşr. Abdülazîz el-Bağdâdî, Beyrut 1403/1983) Ehl-i beyt rivayetlerine önem verenlerce tertip edilmiştir. Ebû Hanîfe’ye ait on beş müsnedi bir araya getiren, Muhammed b. Mahmûd el-Hârizmî’nin Câmiʿu mesânîdi’l-İmâm Aʿzam Ebî Hanîfe (Haydarâbâd-Dekken 1332), Ebü’l-Kâsım Abdurrahman b. Abdullah b. Muhammed el-Cevherî’nin Müsnedü’l-Muvattaʾ (nşr. Lutfî b. Muhammed Sagīr – Tâhâ b. Ali Bû Sarîh, Beyrut 1997), Süyûtî’nin Müsnedü Fâṭımati’z-Zehrâ (Beyrut 1413/1993), Ebû Abdullah İbn Mende’nin Müsnedü İbrâhîm b. Edhem ez-Zâhid (nşr. Mecdî Fethî es-Seyyid İbrâhim, Kahire 1408/1988) ve İbnü’l-Bâgandî’nin Müsnedü emîri’l-müʾminîn ʿÖmer b. Abdilʿazîz (nşr. Muhammed Avvâme, Halep 1397) adlı çalışmaları bu türün örnekleridir. İlk defa senedsiz olarak düzenlenen, sonradan ya musannifi veya bir başkası tarafından senedleri bulunarak kaydedilen eserler arasında Kudâî’nin Müsnedü’ş-Şihâb’ı ile (bk. ŞİHÂBÜ’l-AHBÂR) Şehredâr b. Şîrûye ed-Deylemî’nin Müsnedü’l-Firdevs’i (bk. FİRDEVSÜ’l-AHBÂR) sayılabilir.
Bir sahâbînin veya bir grup sahâbînin rivayetlerini derlemek maksadıyla da müsnedler tasnif edilmiştir. Ebû Ali ez-Za‘ferânî, Bilâl-i Habeşî’nin merfû olarak rivayet ettiği bazı hadisleri Müsnedü Bilâl adıyla bir araya getirmiş (Mecmûʿatü’l-buhûsi’l-İslâmiyye, XIV, 227-243), Ebû Meryem Mecdî Fethî İbrâhim de bunu Müsnedü Bilâl b. Rebâh el-Müʾezzin ismiyle yayımlamıştır (Tanta 1989). İbn Şeybe’nin Müsnedü emîri’l-müʾminîn ʿÖmer b. el-Ḫattâb’ı (nşr. Sâmî Haddâd, Beyrut 1940; nşr. Kemâl Yûsuf el-Hût, Beyrut 1405/1985), İbn Sâid el-Hâşimî’nin Müsnedü ʿAbdillâh b. Ebî Evfâ’sı (Riyad 1408/1988), Neccâd’ın Müsnedü ʿÖmer b. el-Ḫattâb’ı (nşr. Mahfûzurrahman Zeynullah, Medine 1415/1995), Ahmed b. İbrâhim ed-Devrakî’nin Müsnedü Saʿd b. Ebî Vakkâs’ı (nşr. Âmir Hasan Sabrî, Beyrut 1407/1987), Katîî’nin Müsnedü’l-ʿaşere’si, Da‘lec b. Ahmed’in Müsnedü’l-mukıllîn’i (el-Müntekâ min Müsnedi’l-mukıllîn [nşr. Abdullah b. Yûsuf el-Cüdey‘, Dârü’l-Aksâ 1985]), Süyûtî’nin Müsnedü Ebî Bekr eṣ-ṣıddîḳ raḍıyallāhu ʿanh’ı (nşr. Muhtâr Ahmed Nedvî, Bombay 1981) ve Müsnedü’s-sahâbeti’llezîne mâtû fî zemeni’n-nebî ile Müsnedü’s-sahâbeti’llezîne nezelû Mısr gibi eserleri böyledir.